Yasal Danışmanlığın Hukuki Sonuçları Nelerdir?

YASAL DANIŞMANLIĞIN HUKUKİ SONUÇLARI

Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olan kişiler tam fiil ehliyetine sahiptir. Ancak bazı durumlarda bu kişilerin fiil ehliyetlerinin sınırlandırılması gerekir. Fiil ehliyetlerinin bir bölümü sınırlandırılmış olan bu kişilere yasal danışman atanır. Bu kişiler kısıtlanması gerekecek kadar korunmaya ihtiyaç duymayan daha dar kapsamlı bir korumaya ihtiyaç duyan kimselerdir. Koruma daha çok kişinin ekonomik menfaatlerine yöneliktir. Yasal danışmanlık katılım danışmanlığı (oy danışmanlığı) ve yönetim danışmanlığı olarak ikiye ayrılır. Katılım danışmanı kanunda sınırlı olarak sayılmış olan hukuki işlemlere görüşünü bildirerek katılır. Bu hukuki işlemler TMK’nın 429.maddesinde sayılmıştır. Yönetim danışmanı ise kendisine yasal danışman atanan kişinin malvarlığını yönetir. TMK m.429/2’ye göre “Aynı koşullar altında bir kimsenin malvarlığını yönetme yetkisi, gelirlerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak üzere kaldırılabilir.”Bu hükümden de anlaşılacağı üzere yönetim danışmanı kendisine yasal danışman atanan kişinin gelirleri üzerinde bir yönetim yetkisine sahip değildir. Yani kişi örneğin kira gelirlerini, işyerinden aldığı ücreti dilediği gibi kullanabilir. Yasal danışmanlık bu şekilde ikiye ayrılsa da her ikisinin de bir arada olduğu karma danışmanlığa da karar verilebilir.

Katılım danışmanının katılacağı hukuki işlemler kanunda sınırlı olarak sayılmıştır; maddede yer alan işlemler dışında bir işlem için katılım danışmanının yetkisi yoktur. Bu işlemler:

1. Dava açma ve sulh olma,

2. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,

3. Kıymetli evrakın alımı, satımı ve rehnedilmesi,

4. Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri,

5. Ödünç verme ve alma,

6. Ana parayı alma,

7. Bağışlama,

8. Kambiyo taahhüdü altına girme,

9. Kefil olmadır.

Kendisine yasal danışman atanmış kişinin ehliyetinin sınırlandığını belirtmiştik. İşte bu kişi yukarıda sayılan işlemler için ehliyetsiz olarak kabul edilir. Katılım danışmanının görevi görüş bildirmek olduğundan dolayı katılım danışmanı tek başına bu işlemleri yapamaz; zira kendisi yasal temsilci değildir.

Yönetim danışmanı ise kendisine yönetim danışmanı atanmış kişinin malvarlığını yönetmeye yetkilidir. Bu nedenle kendisine yönetim danışmanı atanmış kişinin fiil ehliyeti malvarlığına ilişkin hukuki işlemler için sınırlandırılmış olur. Katılım danışmanı ve yönetim danışmanı arasındaki en büyük fark yönetim danışmanının yasal temsilci konumunda olmasıdır. Bu sebeple yönetim danışmanı malvarlığına yönelik işlemleri danışanın ad ve hesabına tek başına yapabilir.

Yukarıda her iki danışmanlık türünün de bir yasal danışmanda toplanabileceğini ve buna karma danışmanlık denildiğini belirtmiştik. İşte eğer kişiye atanan danışman, karma danışman ise kişinin fiil ehliyeti, hem katılım danışmanı atanan kişilerin hem de yönetim danışmanı atanan kişilerin ehliyet sınırlamasını kapsayacak şekilde sınırlanır.

“…davayı açan …’ın yasal danışman olarak atandığı yasal danışman …’ın yasal danışmanı olduğu, temliki yapan Birsen’in katılımı olmaksızın, husumete izin karar alarak, eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Gerek uygulamada gerek bilimsel alanda ortaklaşa kabul edildiği üzere, kendisine danışman atanan kimse medeni hakları kullanma ehliyetine sahiptir. Özellikle şahıs varlığı haklarını hiçbir kısıtlama olmaksazın tek başına kullanabilir. Ancak mal varlığı haklarının kullanılmasında, oy danışmanlığında (Türk Medeni Kanunun madde 429/1) daha az idare danışmanlağında (Türk Medeni Kanunu madde 429/2) daha çok olmak üzere birtakım kısıtlamalar getirilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, oy danışman vasi gibi yasal temsilci değildir. Kendisine danışman atanan kişi danışmanın izni ile tek başına dava açabileceği gibi danışmanla birlikte de dava açabilir ya da açılan davaya danışman sonradan icazet verebilir. Ancak yasal danışman, danışmanı olduğu kişi adına onun katılımı olmaksızın dava açamaz onun aleyhine açılan davayı tek başına yürütemez.” (Yargıtay1. Hukuk Dairesi,      E. 2016/13523, K. 2019/6030, T. 25.11.2019)Yargıtay kendisine danışman atanan kişinin hak ehliyetinin tam olduğunu belirtmiştir. Buna ek olarak oy danışmanının vasi olmadığını bu nedenle de tek başına dava açamayacağını, dava açabilmesi için kendisine yasal danışman atanmış olan kişinin rızasını da alması gerektiğini ifade etmiştir.

Esma Günay

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu